Yazılımda Yetenek mi Üniversite mi Önemli?

Yazılımda Yetenek mi Üniversite mi Önemli?

Yazılımda iyi bir kariyer sahibi olmak için yetenek mi yoksa üniversite mi önemli olduğunu soran kardeşimizin sorusunu cevaplıyoruz.

SORU:

Hocam merhaba, ben 10. sınıf okuyan bir takipçinizim. Size yazılım ile aramda olan sevgi bağından bahsetmek istiyorum. Hocam ben yazılımdan baya keyif alıyorum daha yeni başlamama rağmen bir iki dili öğrendim.Programlamaya yavaş yavaş geçiş yapıyorum.Fakat ülkemde durumlar değişik.Benim istediğim üniversite İYTE yazılım mühendisliği ve puanı 427 . Tabi 2 senem var ama bu bölümü kazanamazsam başka gidebileceğim iyi üniversite kalmıyor ve benim geleceğim çöpe gidiyor. Yazılım mühendisliği için yetenek önemli değil mi ? ben kötü bir üniversitede iyi bir üniversitede bulunan adamdan daha iyi programlama yapabilirsem beni dikkate almazlar mı ? Hep hocalarım bana böyle diyor ; ;”Yetenek önemli değil sadece iyi üniversiteye git yeter”. Neden böyle hocam ? Neden ? işten soğudum . kazanamayacağım . Yardım edin 🙁

CEVAP:

Ben yıllardır, KodcuHerif.Com ‘da senin hocalarının da söylediğini anlatmaya çalışıyorum… Fakat ben bu gerçekleri anlatınca, bu piyasaya dair hiçbir tecrübesi ve bilgisi olmayan, sadece kurdukları hayallere ya da internetteki yalan haberlere bakarak piyasanın süper olduğunu zanneden kişiler “abartıyorsun, yazılımdan soğutuyorsun” diyorlar =) Atalarımız “bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır” demiş ama bizde bilmeyip, bildiğini zanneden çok kişi olduğundan, öğrenmeye tenezzül etmedikleri gibi öğretene de saygı duyulmuyor. Eskiden gülsem mi, üzülsem mi karar veremezken, bu tarz gaflet içinde olanlara üzülerek gülme kararı aldım… Neyse biz cevabımıza geçelim…

Yetenek mi? Üniversite mi?

üniversite mezunuDaha önceki iş tecrübelerimden de yola çıkarak bu konuyu defalarca dile getirmiştim. Benim çalıştığım bazı şirketlerde sırf yurt dışında master yapmış, mühendislik diplomasına sahip diye, benim aldığım maaşın en az 2 katı maaş alan, üst mevkide, daha iyi imkanlarda çalışan kişilerden bahsetmiştim. Üstelik yazılım ile alakalı bir işte, benden daha az yazılım dili, bilgisi ve tecrübesi olan kişilerdi bu kişiler. Hatta yazılım ile alakalı olarak “bunu nasıl yapıcaz” diye bana danışıldığı dahi oluyordu o kişiler tarafından.

Bende daha iyi bir mevkide, daha iyi maaş ve imkanlarda çalışmak için bulunduğum girişimlerde “mühendislik diploman olmadan olmaz” cevabını alıyordum. Bununla kalmayıp şirket içerisinde, çalışma performansına ve yeteneğine bakılarak değil, mezun olduğu üniversiteye ve yüksek lisansına bakılarak terfiler yapılıyordu. Hatta iş yeri bir standart getirip, yine çalışma performansına bakılmaksızın, diploma notu düşük olan ve iyi denebilecek üniversitelerden mezun olmayan kişileri işten çıkardı.

Şimdi tecrübe ve gözlemler bu doğrultudayken “yetenek önemlidir, üniversite önemli değildir” diyebilmek mümkün müdür… Yeteneğin kabul gördüğü, üniversitenin nispeten ikinci planda olduğu çalışma alanları sadece küçük işletmelerdir. Küçük işletmeler düşük maaş, minimum sosyal imkan ve sosyal hak verdiğinden, iyi üniversitelerden mezun kişilerin kendi bünyelerinde çalışmayacağını bildiğinden diplomaya değil, yeteneğe bakar. Fakat bu küçük işletmeler, maddi imkanları da küçük olduğundan maaş ödemelerinde sorun yaşar ve yaşatırlar. Fazla eleman alamadıkları için iki kişilik işi bir kişiye yaptırmaya çalışarak perişan ederler. Krizlerin bolca yaşandığı ülkemizde batma yani işsiz bırakma potansiyeline fazlasıyla sahiptirler. Peki şartlar neden böyledir, buna da göz fırlatalım…

Şartların Böyle Olma Nedenleri

iş ilanıBundan 30-40 sene öncesine kadar ülkemizin nüfusu daha az, üniversiteler bu kadar yaygın değildi ve eğitim alma imkanları daha kısıtlıydı. Bugün yüz binlerce, hatta milyonlarca üniversitede öğretmenlik bölümü bitiren kişi öğretmenlik yapabilmek için KPSS ‘ye girip, atanmayı beklerken, 30-40 sene önce liseyi bitiren öğretmen olabiliyordu. Aradan geçen bu süre zarfında nüfus ve üniversite sayısı arttı, dolayısıyla kişi sayısı da bir hayli çoğaldı. Dolayısıyla olup iş arayan kişi sayısı da fazlalaştı.

Hal böyle olunca iyi maaş, sosyal imkanlar ve çalışma koşulları sunan büyük şirketler bir verdiğinde bir dünya iş başvurusu alır hale geldi. Söz konusu büyük şirketlerin sahipleri yapacak bir dünya işleri varken, birde onlarca, yüzlerce kişiyle iş görüşmesi yapma imkanına, en doğru elemanı alabilecek bilgiye sahip olmadıklarından insan kaynakları diye bir sistem geliştirildi.

İnsan kaynakları da, bir verildiğinde kendilerine gelen yüzlerce hatta bazı büyük şirketler söz konusu olduğunda binlerce başvuru sahibiyle tek tek görüşme imkanına sahip olmadığından kendi içlerinde bir sistem geliştirdiler. Bu sistemde ilk olarak başvuran kişinin mezuniyet durumuna bakılıyor. en iyi olan kişiler dikkate alınıyor, diğerleri dikkate alınmıyor.

Hatta pek çok kişinin bilmediği bir şey söyleyeyim, popüler iş ilanları sitelerinde gördüğünüz bazı büyük şirketlerin iş ilanlarının olması aslında o şirketin eleman aradığı anlamına gelmiyor. Sadece insan kaynakları havuzu oluşturmak için ilan veriyorlar. İleride bir gün bir pozisyonda eleman ihtiyacı olursa, o havuzda yer alan en iyi elemanı çıkarıp, iletişime geçiyorlar. Bu sayede bir hafta içerisinde çalışacak elemana ihtiyaç duyulan önemli bir bölüm için kısa sürede uzun görüşmeler ve değerlendirmeler yapmamış oluyorlar. Buna ek olarak o zamana kadar başvuranlar arasından en iyi elemanı kolaylıkla bulabiliyorlar.

SONUÇ

Velhasıl kelam kardeşim, el mahkum netice gardiyan… Şartların böyle olma nedenleri ise hep aynı kapıya çıkıyor; İstihdam. İş arayan çok fazla kişi, istihdam sağlayan az firma olunca iş verenler en iyi iş arayanı bulmaya çalışıyor. Ancak tam tersi olur ise senin mezun olduğun üniversitenin bir önemi olmaz. Çünkü iş verenler çalıştıracak hem yetenekli hem de üniversite mezunu kişiler bulamazlar ise bu sefer üniversite mezunu olmayan ya da düşük seviye üniversitelerden mezun olan yetenekli kişiler aramak zorunda kalırlar.

Tabi belirtmekte fayda var, tek sorun piyasa koşullarında ve işverenler de değil. Ben ne öz geçmişler ile yapılan iş başvuruları gördüm, insan gülsem mi ağlasam mı karar veremiyor. Eleman öz geçmişini masanın üstüne koyup, resmini çekip gönderiyor. Vesikalık resmi yerine çakma güneş gözlüğü ile selfie çekip başvuruya koyuyor. İş tecrübeleri; Oto sanayide kaportacı çıraklığı. Başvurduğu iş web tasarım. Bu şaka ya da uydurma değil. Dolayısıyla iş verenlerin illa iyi üniversite mezunu aramasına neden olanlar arasında, iş arayanların saçma sapan başvurular yapmasının da payı var.

O yüzden şartlar böyle olunca şartlara uymak durumundayız. Zira işin özü tamamen ekonomik. Ya bu şartlara uyum sağlayacak şekilde bir eğitime sahip olacaksın ya da standart bir eğitime sahip olup işin nispeten şansa, nispeten de çabalarına kalacak.

Bilinmeyen Bilişim Kitabı