X

Hayat Nasıl Gidiyor Abi?

Bak şimdi ya… Durduk yere gözüme toz kaçtı… Aziz kardeşim gibi zihninde ve gönlünde yer ettiğim, iyi temennilerde bulunan kişilerin varlığını görmek, eski günleri hatırlattı… Defalarca kez yazılarımda KodcuHerif.Com ‘un çıkış mantığını anlatmışım, bu vesileyle tekrar anlatayım;

Popüler bir teknoloji sitesinde yazdığım makaleler tahminimin çok üstünde ilgi görünce, sosyal medyadan çok fazla soru geliyordu. Bir kişiye özelden 1-2 saat vakit ayırıp, sorusunu cevaplıyordum. Ertesi gün bir başkası geliyor, bire bir aynı soruyu soruyordu. Önceki gün 1-2 saat vakit ayırdığım kişiyle aynı görüşmeyi kopyala/yapıştır yapamıyordum. Dolayısıyla yine 1-2 saat vakit ayırıyordum. Sonra “ulan sorular benzer. Bari bu soruların cevaplarını KodcuHerif.Com ‘da cevaplayayım, 1 kişi değil, herkes faydalansın” dedim… Bu vesileyle yazılım alanında yaptıklarımı paylaşma amacıyla kurduğum KodcuHerif.Com, bilişim alanında bir şeyler yapmak isteyen kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın, hatta abi ve ablalarımızın soru & cevap sitesine dönmüştü. O yüzden Aziz kardeşimin yaklaşık 4 sene önce, Kodcu Herif ‘in Instagram hesabına yapılan son paylaşımına da yazdığı yorumu, yine KodcuHerif.Com ‘un mantığına uygun şekilde, biraz neler oldu ve oluyoru anlatmak, biraz dertleşmek için konu açarak cevaplamak daha mantıklı geldi…

Neler Oldu…

2014 yılında KodcuHerif.Com ‘u kurduktan sonra 3 sene boyunca aşırı aktif bir şekilde paylaşımlar yapıyordum. Bu paylaşımlar ciddi vakit alıyordu. Öyle ki, cevabını adım kadar iyi bildiğim basit bir soru bile gelse, onu düzgün bir şekilde anlamak, cevap yazmak, yazdığım cevabı tekrar okumak, yazım hatalarını düzeltmek, sonra tekrar okumak, görsel oluşturmak vs. ortalama 2 saatimi alıyordu. Bazen günde 3 soru cevaplıyordum, bu şekilde 6-7 saatimi KodcuHerif.Com ‘a harcıyordum. KodcuHerif.Com ‘dan hiçbir zaman “çok para kazanayım, zengin olayım” gibi bir amacım olmadı. Buna karşılık maddi durumumda böyle düşünmeme neden olacak kadar iyi seviyelerde değildi. Elbette azda olsa reklam aldık ama baya bir reklam teklifini geri çevirdik. Fakat KodcuHerif.Com ‘un masraflarını göz önüne aldığımızda 3 getirip, 5 götürmüştür.

Hatta KodcuHerif.Com ‘daki kişilere faydalı olmak için yayınladığım 100 ‘lerce makalenin birkaçının içerisinde, okumayı kolaylaştırsın, eğlenceli olsun diye kullandığım birkaç karikatür nedeniyle davalık olup, hayatımda ilk defa “suçlu” sıfatıyla karakola ve adliyeye gittim, para ödemek zorunda kaldım. Yani bunu da hesaba katarsak 3 getirip, 10 götürdü. Hatta ve hatta, KodcuHerif.Com ‘u asgari ücretli bir işle kıyaslayacak olursak, harcanan vakit ve emeğe karşılık 100 getirmesi gerektiğini de hesaplarsak, işin içinden çıkamayız… 3 buçuk yıldır hiçbir paylaşım yapmadığım halde hala KodcuHerif.Com ‘un hosting ve domain ücretini ödeyerek, sırf vakti zamanında verilen emeklere kıyamadığım için günümüz koşullarında 2 bin TL civarı yıllık para harcıyorum. Sitenin sağında solunda görünen reklamlar da hiçbir bok getirmiyor, onu da ayrıca belirteyim. Fırsat bulursam kaldırıcam o reklamları zaten…

Ebeveyn Olmak

Yine KodcuHerif.Com ‘u kurduğumda sadece evli, eve para getirmekle mükellef, aç ve açıkta kalmadığımız sürece görevini yerine getirmiş biriydim. Fakat ebeveyn olunca işler bir anda değişiyor… Anne veya baba olanlar bilir (ya da bilmesi gerekir), çocuk sahibi olana kadar işler bir şekilde ilerliyor. Mesela para yetmiyor mu? Beyin sahibi olan bir eşiniz varsa şunu söyleyebilirsiniz; “Evlenmeden önce zengin olmadığımı bilmiyor muydun a.q… Bunu bilerek evlendin… Evlenmeden önce de asgari ücretli bir işte çalışıyordum, şimdi de asgari ücretli bir işte çalışıyorum. Para yetmiyorsa suç bende değil… Ülke ekonomisinde, parayı idare edemiyor olmamızda, vs.” diyebilirsiniz. Fakat çocuk sahibi olunca, çocuğunuza “dünyaya gelmeden önce benim asgari ücretli çalıştığımı bilmiyor muydun… İhtiyaçlarını karşılayamıyorsam bu benim suçum değil” diyemezsiniz… Tabi burada ihtiyaçtan kastım yeme içme gibi temel ihtiyaçlar. Yani hiçbir çocuğun asgari ücretle çalışan ebeveynine dönüp “benim iPhone Pro Max ihtiyacımı karşılayamıyorsun” demesi saçmalık olur…

Kendisini hedef tahtasına oturtmak istemem ama KodcuHerif.Com ‘daki aktifliğimde bizim çocuğun dünyaya gelmesi ile azalmaya başladı… O günden önce sadece eve para getirmesi yeterli olan biriyken ve bunu yapınca KodcuHerif.Com ya da başka herhangi para getirmeyen hobi ile uğraşma özgürlüğüne sahipken, o günden sonra artık bir baba oldum. Dolayısıyla acımasız ama gerçek, daha fazla para odaklı düşünmek ve hareket etmek zorunda kalmaya başladım. O güne kadar eve 3 mü getiriyordum, artık 5 getirmeliydim. 5 mi getiriyorum, çocuğumun ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilmek için 7 getirmeliydim. 7 mi getiriyorum, çocuğumun ilerleyen yıllardaki ihtiyaçlarını da karşılayabilmek için 10 getirmeliydim. 10 mu getiriyorum, çocuğumun büyüdüğünde, evlilik çağına geldiğinde sıkıntı çekmemesi için 15 getirmeliydim… Böyle böyle, hedefler hiçbir zaman bitmedi ve bitmeyecek…

Hamallık İşine Başvurdum

Burada 100 ‘lerce makale yazdım, binlerce kişiye tavsiyeler verdim, yer yer zengin olma yollarına değindim, makalelerim toplamda milyonlarca kez okundu vs… Bir videoda bahsettim diye hatırlıyorum ama burada tekrar dillendireyim; Bizim çocuk dünyaya geldikten birkaç ay sonra hamallık işine başvurmak zorunda kaldım. Yani yazılım biliyorum, web tasarım yapıyorum, sosyal medya, grafik tasarım, SEO ve daha bir sürü konuda tecrübem var fakat iş bulamadım. Hali hazırda yaptığım işlerden de kayda değer para gelmedi. (O dönem yaz aylarına denk geldiği için piyasanın durgunluğunun da etkisi vardı). Dedim ya “ebeveyn olduktan sonra artık kendiniz için değil, çocuğunuz için yaşıyorsunuz” diye… Ne iş olduğuna bakmadan, ihtiyaçları karşılayabilmek için hamallık işine başvurdum.

Başvurduğum firmanın müdürü benim CV ‘yi görünce “ben sana verebileceğim işi söylemeye utanıyorum” dedi. Ben de “yapacak bir şey yok, giderleri karşılayabilmek için bir işe ihtiyacım var” dedim. Çıkardı telefonunu, tanıdıklarından bana iş aramaya başladı. Yani bir insanın hayatının muhtemelen en güzel olabileceği dönem çocuk sahibi olduğu dönemken, (ALLAH yokluğunu göstermesin) benim hayatımın dip dönemiydi… Tabi adam beni işe almadı. Neyse ki, kısa bir süre sonra dandik bir firmanın e-ticaret sitesini kurma ve yönetme işine girdim. Sonra büyük bir firmada mobil yazılım test elemanı olarak işe başladım…

Neler Oluyor…

10 sene önce kendi ürettiğimiz ürünleri internetten satmak üzere kendi işimizi kurmuştuk. Açık konuşayım, şimdi düşündüğümde baya bir Don Kişotluk yapmışım… Çünkü yazılım, web tasarım, sosyal medya, grafik tasarım, SEO ve diğer bilgilerime biraz fazla güvenmişim. Öyle ki, bir akrabadan bugünün parasıyla 2-3 asgari ücrete denk borç alarak işi kurmuştum ve kurduktan sonra cepte 5 kuruş para kalmamıştı. “Ne de olsa işi kurduk, artık para kazanırız” diye de çok dert etmemiştim. Hatta akrabadan borç alırken “taş çatlasın 3 ay sonra borcumu kapatırım” rahatlığı vardı. Fakat 3 ay sonrasını bırakın, 6 ay sonra bile 5 kuruşunu verecek durumda değildim. Ben geçte olsa bir şekilde borcu ödemeyi düşünürken, akrabamızdan da ALLAH razı olsun, birkaç ay sonra borcunu hibe etti…

Kendi işimiz 1-2 sene kayda değer bir şeyler kazandırmadığı için, bir yandan bir işte maaşlı olarak çalışıp, diğer yandan kendi işimizle uğraştım. Bazen sabah 6 buçukta kalkıp, mesaiye kalıp, akşam 9-10 gibi evde olup, gece 2-3 ‘e kadar sipariş hazırlayıp, sabah tekrar 6 buçukta kalkıp işe gittiğim günler oldu. 2 sene sonra işler yavaş yavaş oturmaya, en azından 1 asgari ücret civarında kazandırmaya başlayınca, çalıştığım işteki diğer çalışanlara yapılan mobinge dayanamayıp istifa ettim. Tabi bahsettiğim dip döneminden ağzım yandığı için, yoğurdu değil, dondurmayı üfleyerek yiyordum ve hem kendi işime vakit ayırabileceğim hem de 3-5 bir şeyler gelmesi için, bir dönem e-ticaret sitesini kurup yönettiğim firmaya dışarıdan e-ticaret desteği vermeye başladım.

Tabi bizim iş 1 asgari ücret kazandırıyordu ama ben salak gibi “bir işte de çalışsam 1 asgari ücret kazanıcam, kendi işimden de 1 asgari ücret kazanıyorum” şeklinde düşünerek istifa etmiştim. Halbuki kendi işinin giderleri nedeniyle, 2 asgari ücret kazandığın zaman aslında 1 asgari ücret kazanmış oluyorsun. Bunu o dönemde tam kavrayamamıştım…

Sonra bizim işler her geçen ay büyüyünce ve büyük firmalara iş yapmaya başlayınca, dışarıdan destek verdiğim firma mırın kırın etmeye başladı haklı olarak. Bende o işten tamamen ayrılıp, sadece kendi işime odaklandım. Aradan birkaç ay geçtikten sonra tekrar arayıp kendileri için çalışmamı istediler fakat bu sefer ben kabul edemedim. O günden sonra yani bi 7 sene civarı bir süredir sadece kendi işimi yapıyorum.

Kendi İşini Yapmak

Kendi işini yapmak ile ilgili çok fazla şey hatta bir kitap bile yazabilirim. Zira sosyal medyada çok fazla bu işi kolay gösteren, sadece kaymağından bahseden, kendi işini kuran herkesin birer Elon Musk olabileceğini düşündüren paylaşımlar var. Fakat daha kısa yazabilmek adına günlerimi, aylarımı, yıllarımı nasıl geçirdiğimi söyleyeyim; Öncelikle her gün ortalama en az 7-8 saat çalışıyorum. Sektörde 2 ay aşırı yoğun geçiyor. O aylarda (abartısız söylüyorum) haftanın 7 günü, günde 18 saat çalışıyorum. Sipariş olan günler, sipariş hazırlama, tedarik, kargo, iş planı vs. ile geçiyor. Sipariş olmayan günler de sitelerin geliştirilmesi, AR-GE çalışmaları, pazarlama çalışmaları vs. ile geçiyor. Yani hiçbir zaman tam anlamıyla boş kalmak mümkün olmuyor.

Öyle ki, bu 7 yılda sadece 2 kez tatile gidebildim. Çünkü e-ticaret 7/24 aktif satış yapabildiğin bir yer. Dükkan gibi değil, kapısını kapatıp “ben tatile gittim, şu tarihte dönücem” yazısı asamıyorsun. Ha diyeceksin “siteyi kapat”, o da zaten kırılgan olan güven ve müşteri kaybı nedeniyle olmaz. Tatile gittiğinde de arayanlar, yazanlar, sipariş verenler ya da vermek isteyenler nedeniyle tam anlamıyla tatil yapamıyorsun. Hatta 1 gün kişisel bir iş için şehir dışına çıkmak zorunda kaldım, arkadaş herkes mi o gün arar… Sanki benim işimin başında olmadığımı haber almışlar, normalde 10 kişi arıyorsa, o gün 30 kişi arayıp, beni şehir dışına çıktığıma pişman ettiler… 5 günlük tatile gidiyorsun, daha 2. günü olmadan döndüğünde yapılması gereken, biriken işleri düşünüyorsun, tatilden de bi bok anlamıyorsun… Maaşlı bir işte tatildeyken genel olarak kimse seni arayıp sormaz, maaşın işlemeye devam eder yani hem tatil yaparsın hem de ay sonunda maaşını tam alırsın. Fakat kendi işin olduğu için, aranmaya devam edersin, kimseye “ben tatildeyim, aramayın ve yazmayın” diyemezsin, tatilde değilmişsin ve işinin başındaymışsın gibi davranmak zorunda kalırsın. En kötüsü tatilde geçirdiğin her gün, hem tatile para harcamış hem de para kazanamamış yani ekstra para kaybetmiş olursun. Tabi bu konuyu elemana sahip olan şirket sahipleri pek yaşamaz ancak biz eleman yatırımından çok işi büyütmeye odaklandığımız ve ekonomik olarak bazı badireler atlattığımız için bunları yaşıyoruz…

Hepsini geçtim, insan sipariş alamam veya yetiştiremem nedeniyle hasta olmaktan korkar mı… Yemin ediyorum, hasta olmaktan sırf ağrı hissedicem, yatmak zorunda kalıcam, acı çekicem vs. gibi nedenlerle değil, sipariş verilir de hazırlayamam diye çekiniyorum… Kaldı ki, bir hastalık hariç ne zaman hastalansam çalışmaya devam ettim…

Öyle çok bir yere çıktığım sosyalleştiğimde yok. Arkadaşlarla 1-2 ayda bir kafede takılmacalar, birkaç ayda bir akraba ziyareti, yılda 1-2 kez bir geceliğine doğada kamp… Yani demem o ki, hayatımız olmuş işler güçler… Ha, Aziz kardeşimin iyi olup olmadığım sorusuna gelecek olursak, maddi ve manevi sıkıntımız yok çok şükür. İşle alakalı haftanın 7 günü, bazen günde 18 saat civarı çalışmak, tatil yapamamak vs. gibi pek çok sıkıntı aktardım. Fakat ben zaten bu işi kurarken “başkasının işinde 8 saat çalışıp 5 kazanacağıma, kendi işimde 10 saat çalışıp 3 kazanmayı tercih ederim” mantığıyla kurmuştum. Şu anda geçinebilecek ve başkasının işinde maaşlı bir eleman olarak çalışmaya ihtiyacımız olmayacak kadar kazandığımız için midir bilmiyorum, hala aynı mantıktayım.

KodcuHerif.Com Akıbeti…

Bu kadar şey yazdıktan sonra KodcuHerif.Com ile alakalı da bir şey yazmayı istiyorum. Zira bunu uzun zamandır yazmak istiyordum. En son 3 buçuk sene önce bir makale yayınlamışım. Fakat bu son 3 buçuk senede hiçbir şey yazmadım değil… Çünkü yazmak benim için hobi hatta terapi… Hayatın yarattığı sıkıntılara karşılık bir rahatlama yöntemi… O yüzden bilgisayarımda bir Word dosyası var. Ayda birkaç kez açıp, ona içimi döküyorum. Herkese de aynısını tavsiye ederim, inanılmaz iyi geliyor… Birine mi kızdınız? Açın bir word dosyası, orada sövün ama yazının sonuna gelirken kızgınlığınızı giderecek şekilde yazın. Sorunlarınız mı var? Açın bir word dosyası, sorunlarınızı yazın ama sonlarına doğru çözümünü de düşünerek yazın. Aziz kardeşim, bana bu yazıyı yazmama neden olan yorumu yazmasaydı, muhtemelen oraya bir şeyler yazacaktım…

Ara ara KodcuHerif.Com ‘a gelip, aklımdaki konuyu yazmaya başladığım ve taslaklarda duran tam 56 konu var. Bazılarını yazmaya başlamışım, yarım bırakmışım. Bazıları “bu çok güzel konu, mutlaka yazmalıyım” diye başlığını atmışım, bırakmışım. Bazılarını tamamlamışım ama sadece gözden geçirmek gerektiği için gözden geçirmemişim ve o nedenle yayınlamamışım.

Diğer yandan KodcuHerif.Com ‘da her zaman yayınladığım gibi fayda ve bilgi odaklı genel bir içerik yayınlasam, devamını getirme zorunluluğu hissederim. (Bu makale sayılmaz). Fakat devamını getirecek vaktim yok. Konu başında da belirttiğim gibi maddi odaklı düşünmek zorunda bırakıyor hayat… Dolayısıyla buraya yazacağım bir makale için ayıracağım bir vakti, kendi işim için ayırabileceğimi düşünerek ister istemez maddi kayıp olarak görüyorum. Öyle ki, bu makaleyi yazmaya başlayalı tam 3 saat oldu. Daha gözden geçireceğim, düzenleyeceğim vs. 4 saat olacak. Bu 4 saati kendi işime ayırıp, şu anda önümde duran ve yapılması gereken işlerin ciddi bir kısmını bitirebilirdim. Makaleyi yayınladıktan sonra da onları yapacağım…

Bazen sırf yazmak için, futboldan, dizilerden, filmlerden, e-ticaretten, girişimcilikten ve diğer ilgi alanlarıma yönelik makaleler yazabileceğim yeni bir site kurmak istiyorum. Zira KodcuHerif.Com ‘a futbol, dizi, film gibi bilişim ve girişimcilik ile alakası olmayan konuları yazamam. Fakat o da vakit=nakit kaybı olacak diye vazgeçiyorum.

SONUÇ

Netice olarak yurttaşlar, yoldaşlar, gençler ve kendini genç hissedenler; Durumlar bu şekilde… Aziz kardeşimin 24 kelimelik yorumuna karşılık “Hayat mücadelesi veriyoruz… İyiyim çok şükür… Sağ olasın kardeşim.” gibi 9 kelimelik bir yorumla cevap verebilirdim. Fakat aradan geçen yaklaşık 3 buçuk seneye, yazılan 100 ‘lerce makaleye, Aziz kardeşim gibi arada bir aklına gelen, aklında ve kalbinde yer ettiğim kişilere haksızlık etmiş olurdum. O nedenle 2.000 kelimelik bir cevabı daha uygun buldum =)

Hayat Nasıl Gidiyor Abi? was last modified: Kasım 27th, 2025 by KodcuHerif
KodcuHerif:
Son Yazılar