Yazılım Projesi Yapmak ve Tutturmak

Yazılım Projesi Yapmak ve Tutturmak
Bilinmeyen Bilişim Kitabı

Teknoloji ile iç içe olmak sürekli o yönde kafa yormayı sağlıyor ve insanların ortak derdi olan yırtmaya dair fikirler hep bu alandan çıkıyor. Fakat bu konuda çok ciddi sıkıntıların başında o projeyi yapmak ve tutturmak geliyor. 

Bu açıdan bakıldığında William Shakespeare ‘in Hamlet oyununda “Olmak yada olmamak, işte bütün mesele bu” dediği gibi, bir proje içinde “tutturmak yada tutturamamak, işte bütün mesele bu” diyebiliriz.

Projenin Tutacağına İnanmak

Yazılıma ilk başladığım zamanlarda benimde aklıma bir sürü fikirler gelirdi. “Ulan yazılım bilsem bunu yapardım, dehşet para kazanırdım” tarzında düşünürdüm. Yazılım öğrendikten sonrada o projelerin çoğunu unuttum, aklımda kalanlarında zamanla saçma olduğunu anladım. Burada yazılım bilmeyen kardeşlerimin, yazılım bilmedikleri için projelerinin aslında büyük oranda saçma olduğunun zannedilmesini kastetmiyorum. Sadece bir  hayata geçirmek ve ondan ciddi paralar kazanmak için neler olması gerektiğine dair tecrübeler edinmesi gerektiğinden bahsediyorum.

Aklımda kalan projelerden birine örnek vereyim; Yazılım bilmediğim dönemde bu pop star yarışmaları baya meşhurdu. Hemen hemen her kanalda bir pop star yarışması vardı ve ülkenin gündemini meşgul ediyorlardı. Bunun yanı sıra bir çok kişi amatör şarkılar yapıyor, bunu internette yayınlıyor ve meşhur olmaya çalışıyordu. Bende o dönemde “ulan herkes meşhur olmaya ve çok para kazanmaya çalışıyor. Bir site kuracaksın, herkes oraya yaptığı şarkıları yada yeteneklerini videoya çekip ekleyecek. Meşhur olmak ve amatör performans izlemek isteyen bir sürü kişi siteye gelecek“. Öyle olması durumunda zaten gelir modeli bulmak sıkıntı olmaz.

Aslında çokta saçma bir fikir değil ve günümüzde hala geçerliliği var. Fakat bu projenin tutması için sadece yazılım bilmek ve projeyi öyle yada böyle yapmak yetmez. Bu camianın içinde olmak gerek. Yani yapımcı tanıdıkların olması lazım. Yetenekleri olan kişilerin siteye bir şeyler eklemesi için kendilerini meşhur edecek yapımcıların o site ile bağlantıları olduğunu bilmesi lazım. Medyada ses getirmen lazım gibi daha sayılabilecek bir sürü şey var.

Bu anlamda bir projenin sadece olumlu taraflarına bakarak tutacağına inanmak çok büyük hatadır. Önemli olan projenin tutması için gerekenlerin neler olduğunu görmek, bilmek ve uygulayabilmektir.

Projenin Tutması İçin Tecrübe

Projenin Tutması İçin TecrübeBu zamana kadar yaptığım yüz civarı internet sitesinin neticesinde az yada çok tecrübeler edindim. Bugün bir çok kişinin “yapsam kesin tutar” dediği projelerin çoğunu yapmışımdır. Video sitesi, teknoloji sitesi, güzel sözler sitesi, caps sitesi, resim yükleme sitesi, forum siteleri, futbol takımı sitesi, proxy sitesi, dosya yükleme sitesi, rehberlik siteleri ve daha aklıma gelmeyen bir dünya siteler ve projeler var. Tüm bunların neticesinde sanırım neler yapmam gerektiğinden çok neler yapmamam gerektiğini öğrendim.

Hani diyorlar ya “çok gezen ve gören mi bilir yoksa çok okuyan mı?” diye. Bana göre bu açıdan bakıldığında çok gören yani tecrübe eden bilir. Çünkü bazen bir şeyi tecrübe etmek, o konu hakkında yazılan bütün kitaplardan daha etkilidir. Tabi objektif olmalı, yapılanlardan ders almayı bilmeli ve çok iyi gözlem yapmalısınız. Okumakta elbet faydalı ve gereklidir. En azından yapmamanız, dikkat etmeniz ve gözden kaçırdığınız noktaları görürsünüz.

SONUÇ

Netice olarak  ilk bakıldığında yapacak olan kişiye mükemmel, bu fikri duyan kişiye de saçma bir fikir gibi gelebilir. Halbuki iki tarafında göremediği noktalar vardır. Projeyi yapacak olan kişiler sadece olumlu yanlarına odaklanırlar, proje fikrini duyan kişiler ise sadece olumsuz yanlarına odaklanırlar.

Bana göre ise tutmayacak proje yoktur. Fakat her projenin tutmaması için nedenler ve bu nedenlere karşılık alınması yada düşünülmesi gereken unsurlar ve atılması gereken adımlar vardır.

Bana gelen sorular arasında “bu proje tutar mı?” tarzında sorularda geliyor. Ben hiç bir projeye “tutmaz” demedim ve dememde. Sadece tecrübelerimden ve gözlemlerimden yola çıkarak o projenin tutması için gerekenleri ve zorlukları söylerim. Bazen bu söylemler çok katı olabilir ve cevaptan “bu yazılım projesi tutmaz” dediğim sonucu çıkarılabilir. Bende buna karşılık “bu söylediklerimi dikkate almadan bu projeyi yap, tutarsa ondan sonra bana gel ve “yaptım oldu” de” derim. Bu zamana kadar geri gelen olmadı =)

Bir proje fikrini hayata geçirmek ve tutturmak ile ilgili yazılacak çok şey var. Bu nedenle bir projenin tutması yada tutmaması ile ilgili KodcuHerif.Com ‘da çok yazı yazdık ve daha çok yazı yazıcaz gençler 😉

Bilinmeyen Bilişim Kitabı
  • Deniz

    Çok güzel bir yazı(daha) olmuş elinize sağlık. Sitenizi telefonla internette dolaşırken buldum ve hiç sıkılmadan 3-4 başlığınızı okudum. Fakat dikkatimi bir şey çekti site üzerinde (belkide mobil sürüm olduğu içindir) hakkında-hakkımızda sayfasını göremedim ki aynı siteden 2-3 başlık okuduktan sonra ilk sırada o sayfaya bakarım. Kimmiş kimin kalemiymiş öğrenmek isterim. Ben mi gözden kaçırdım yoksa gerek mi duymadınız bilmek merak ettim.
    Tekrardan böylesine güzel bir yazı okuttuğunuz için teşekkürler …

    • Öncelikle çok teşekkür ederim =) Evet Hakkında-Hakkımızda gibi bir sayfa yok =) Bu tarz sayfalar ile siteyi kişiselleştirmek istemiyorum. Kodcu Herif benim için bir hayali karakterdir. Başarılı olmak, kendisini geliştirmek isteyen, Türkiye ‘ye özgü engellere takılan, sektörel sıkıntılar çeken ve bu sıkıntıları aşacak yol arayan herkes bir Kodcu Herif ‘tir benim için.

      Her ne kadar Hakkında-Hakkımızda gibi bir sayfa olmasa da bu zamana kadar yazdığım 300’e yakın konuda yer yer kendime dair bilgiler verdim. 30 yaşındayım, 20 yıldır bilgisayar, 10 yıldır yazılım alanında çalışmalar yapıyorum. Öğretmenlik yapmamın yanı sıra, bilişim sektöründe çeşitli firmalarda çalıştım. Yazılımın yanı sıra, girişimcilik, pazarlama, psikoloji, kişisel gelişim gibi merak ve ilgi duyduğum bir çok alanda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. İnternette alanında lider sitelerde yazarlık yaptım, yapıyorum. Bu zamana kadar onlarca internet sitesi kurdum ve yeni projeler üretmeye devam ediyorum.

      Kısacası kendimden bahsetmek söz konusu olduğunda yazacak şey çok. =) Fakat kişilerin “yazan kişinin eğitim durumu nedir, yaşı kaçtır, tipi nasıldır” gibi şeylere değil, yazının nasıl olduğuna odaklanması gerektiğine inanıyorum. Çünkü çoğu insan maalesef beğenmek için değil beğenmemek için bahane arar. Ben şimdi hakkımda sayfası açıp atıyorum “Elektrik bölümü mezunuyum” gibi bir bilgi versem, illa ki birileri yazıları kayda değer bir şekilde okumadan hakkımızda sayfasında mezuniyet durumuna bakıp “hadi len, elektrik mezunusun. Sen nereden bileceksin yazılımı, kişisel gelişimi, psikolojiyi, pazarlamayı …” şeklinde düşünüp, dünyanın en iyi yazılarını bile yazsan okumaya değer bulmayacak. Çünkü o konuda en iyi yazı yazabilecek kişi ve bilgi verebilecek kişinin, o konuda yüksek eğitim almış ve kariyer yapmış kişiler olduğuna dair yanlış bir inanış var.

      Halbuki yüksek eğitim almış ve kariyer yapmış kişiler Türkiye’nin bilişim ve girişimcilik alanında yüzde 90 küsürlük kesimine hitap etmiyor. Bir örnek verecek olursak, Ali Sabancı ‘yı girişimcilik alanında her platformda başarı sembolü olarak gösterirler. Girişimciliğe dair konuşmalar yapar, jüri üyesi olur falan filan. Kendisini severim, sayarım, başarılı bulurum fakat kendisi girişimcilik alanında, yüzde 90 küsürlük dar gelirli olup, girişimci olmak isteyen kesime rol model olamaz. Çünkü kendisi de itiraf etmektedir ki soyadının nimetlerinden ziyadesiyle yararlanmıştır. Ciddi bir sermayeyle piyasaya girmiş, soyadı sayesinde çok rahat kredi ve işler almış vs. Yani standart bir girişimcinin sahip olamadığı imkanlara sahip olarak girişimde bulunmuş ve başarılı olmuş. Bunlar gibi daha çok örnek veririm.

      Mevzu uzadı =) Buda benim lanetim midir, yoksa bana bahşedilen bir lütuf mudur karar veremiyorum. Yazdıkça yazasım gelir böyle konularda =) Netice olarak kişilerin teferruata değil, içeriğe bakması için ne tipimi ne adımı nede bana dair diğer bilgileri belirtmiyorum. Yazı güzel bulunuyorsa teşekkür edilir, mutlu olurum. Değilse bir daha site ziyaret edilmez, eyvallah derim, ne sevinirim nede üzülürüm. Kısacası sadece tecrübelerim, gözlemlerim, düşüncelerim ve yazılarım ile ön planda olmak isterim =)

      Son olarak bir şey belirtmeden edemicem. Bu yazı Kodcu Herif ‘teki yazılar arasında standart bir yazı. Her bir yazımın bende ayrı bir yeri vardır fakat bazı sorulara verdiğim cevaplar ve makaleler bu yazıdan çok daha yararlı ve okuması keyif verici =) Zaman zaman açıp bazılarını okurum =)

      • Deniz

        En son yazdığınız kısıma kesinlikle katılmıyorum, belki bu yazıyı okurken erken bitirilmiş gibi geldi lakin yorum atmadan önce düşündüm de okuduklarım arasında insanlara en yararlı yazının bu olduğuna karar verdim. Okuyunca anlıyoruz ki bu yazı bize pekala gerçekci olmamız gerektiğini öğretiyor (en nihayetinde tecrübe ile de sabittir ) ve gerçekci sorunlara yöneltiyor.
        Bu kadar uzun yazmanın da bir lanet mi yoksa lütuf mu diye sormuşsunuz , bence kesinlikle bir lütuf ki yazı yazmak özveri ister ve uzun – akıcı bir sayfa yazmak ta tamamen bir yetenektir bence devam edin ben okurum. ☺
        Bir de affınıza sığınarak söylemek isterim ki lütfen yazınıza değer vermeyen yada beğenmeyen arkadaşları görmezden gelmeyin. Şöyle düşünmek gerekir eğer bu arkadaşlar bilişim sektörüne meraklı ise buradaki yazılar gerçekten onlara bir fikir arz edecektir, bu arkadaşları kaybetmek sizin için üzücü olmalı. Lakin hem sektörle alakaları olmayan hemde (özür dileyerek) dikkafalılık yapan insanları bende sevmem. Umarım haddimi aşmamışımdır.
        Iyi günler dilerim ..

        • Estağfurullah, had aşmak söz konusu dahi değil =) Benim bir önceki yorumumun sonunda bu yazının standart bir yazı olduğunu belirtmemde ki asıl neden son zamanlarda kafa yoğunluğum nedeniyle gelişi güzel yazıyor olmam. Halbuki özen gösterdiğim çok daha güzel yazılar var. Elbette içerik açısından basit bir yazı değil ama açıp tekrar tekrar okumak isteyeceğim, içime tam anlamıyla sinen bir yazı da değil. Halbuki içime sinen çok güzel yazılarda var. Zaten bundan sonra her ayın sonunda, “X Ayının En Okunası Yazıları” diye bir konu açıcam. Bunu da ilk defa buradan duyurmuş olayım =)

          Dediğiniz doğru. Bu yazı kısmen erken bitirildi. Daha doğrusu bu yazıyı yazmaya başladığımda çok uzadı. Sizin lütuf olarak nitelendirdiğiniz uzun yazma durumum nüksetti ve gelen bir soruyu cevaplayayım derken, soruya cevap artı 2 makale boyutuna gelecek kadar çok yazdım. =) Dolayısıyla bende bölmek zorunda kaldım. Normalde bu yazının içeriğinde bu yazıda vardı: http://www.kodcuherif.com/proje-fikrinin-tutup-tutmayacagini-ongormek.html

          Yazıma değer vermeyenlerden kastım siteyi herhangi bir şey söylemeden bir daha ziyaret etmeyenler. Zira buraya gelip de “çok kötü yazmışsın, okumaya değmez, bir daha bu siteye gelmeyeceğim” diyen tek bir kişi dahi olmadı yada ben hatırlamıyorum çok şükür. Ha, olur ya, gün gelir böyle biri çıkar, yazıyla alakalı bir memnuniyetsizlik belirtir, mantıklı gerekçeler ile olması yada olmaması gereken şeylerden bahseder, kesinlikle saygı duyarım ve saygı çerçevesinde cevaplarım. Söyledikleri hakikaten mantıklıysa bundan sonra ona dikkat ederek hareket ederim, değil ise yine saygı çerçevesinde mantıklı olmadığını açıklarım ve bir orta yol buluruz. Onun haricinde, yazıyı beğenmeyip, hiç bir şey söylemeden siteyi ziyaret etmeme kararı alan kişileri zaten bilemem. Çok şükür bu zamana kadar sizin gibi kıymet bilen, emeğe saygı duyan, çok kişiden taktir ve teşekkür aldım, ki bunun zor bir şey olduğuna inanıyorum. Açıkçası bana ekstra güç verende bu taktir ve teşekkürler. =)

          Hepsinden ziyade “aman birileri ne düşünür, aman birileri yanlış anlar mı, aman acaba böyle yazsam sıkıntı olur mu” gibi düşünceler yazı yazmanın önündeki en büyük engeldir. Elbette üslubuma, kişileri rencide etmemeye, tepki çekmemeye yönelik hareket ediyorum fakat çok ince düşünmekte benim ben olarak yazmamı engeller ve yazamam.

          Geçmişte bunun örneklerini de yaşadım. Çok büyük bir teknoloji sitesinde onlarca makale yazdım. Sektörün gerçeklerini ve sıkıntılarını gösteren makaleler ile kişilere bilgiler aktardım. Fakat bir noktadan sonra “bizi bu sektörden soğutuyorsun, rakip istemiyorsun herhalde” gibi tepkiler gelmeye başladı. E bilişim sektörünün sadece sıkıntısı yok, elbette nimetleri de var, birazda nimetlerinden bahsedeyim dedim. Bu seferde “herkes senin yüzünden bu işlere girecek, bu sektörde olan bizler ekmek yiyemicez” diye yorumlar gelmeye başladı.

          Halbuki benim hiç bir zaman amacım kişilere ne “bilişimci olun” nede “bilişimci olmayın” demek olmadı. “Ne yapmak istiyorsan onu yap ama en iyisini yap. Bilişimci olmak istiyorsan sadece artıları değil, eksileri de düşün. Flappy Bird gibi basit bir oyunun elde ettiği başarıya aldanıp bu işlere heves etme. O, On milyonda bir olan bir istisna. Aslında bu işler şu, bu nedenler ile kolay değil. Yapabilmen için bunları, şunları yapman lazım.” gibi onlarca yol gösteren yazılar ve açıklayıcı yorumlar yaptım. Anlatamadım ve yoruldum haliyle. Hatta site çalışanı arkadaşlar “sallama, sana gelen olumsuz eleştirin on katı bize geliyor, sallamıyoruz” dediler defalarca, onu da yapamadım. O yüzden sadece burada yazıyorum ve yine o yüzden beğenmemek için bahane arayan kişilere de “eyvallah, kapı orada” diyorum. Eğer beğenmemek için bahane arayanları kafaya takarsam adım atamam =)

          Görüldüğü üzre yine istemeden uzattım =) Bende iyi günler dilerim =)

          • Adatalya

            Kardesim. Dusuncelerinden dolayi seni kutluorum. Samimi yazilarini samimi bi sekilde takip ediorum