Siyaset ve Futboldan Uzaklaşarak Mutluluğu Bulmak

Siyaset ve Futboldan Uzaklaşarak Mutluluğu Bulmak
Bilinmeyen Bilişim Kitabı

Biraz kişisel bir yazıyla Türkiye ‘de bir çok kişinin temel mutsuzluğuna değinmek istedim. İlk defa teknoloji, yazılım ve benzeri konular dışında kişisel bir yazı yazıcam fakat herkesi ilgilendiren bir yazı olacak gibi.

Öncelikle hangi partiyi, görüşü ve hangi takımı tuttuğumu kimseyi kırmamak için belirtmicem. Zaten bütün takım ve siyasilerde aynı durum söz konusu. Bundan bir kaç ay öncesine kadar aşırı bir siyaset ve futbol düşkünüydüm. Her gün haber sitelerine ve tuttuğum takımın en büyük taraftar sitesine girer saatlerimi geçirirdim.

Siyasete ciddi kafa yorar, internette karşı partiye yönelik bir sürü paylaşımlar yapar, hatta o partinin sempatizanları ile tartışmalara girerdim. Fakat değişen hiç bir şey olmazdı. Sabaha kadar da anlatsam (yada anlatsanız) o partinin mensubunu sözlerinizle ikna etmeniz mümkün olmuyor. Yine kendi gerçekleriyle ve doğrularıyla yaşıyorlar. Siz sadece boşa harcadığınız vakitle kalıyorsunuz. Seçimler geliyor boşa uğraştığınızın bir başka kanıtı seçim sonuçlarına yansıyor. Zaten hiç biri siyasi parti tam anlamıyla sizin arzu ettiğiniz şekilde davranmıyor. Sen 3 kuruşluk parayla geçinmeye çalışırken onlar büyülü sözlerine seni mahkum edip krallar gibi yaşıyor. Bu bütün partiler için geçerli.

Siyaset ve Futboldan Uzaklaşarak Mutluluğu BulmakFutbola gelecek olursak, baya fanatik biriydim. Tuttuğum takımın her maçını izlemeye gider hatta buna göre hayatımı programlar, birileri bir yere çağırdığında maç nedeniyle kabul etmezdim. Cebimdeki 3 kuruş parayı tuttuğum takımın lisanslı ürünlerine harcardım. Sabahtan akşama kadar, hergün 1 saat arayla taraftar sitesine girer, gelişmeleri 4 gözle takip ederdim. Yapılacak transferleri uzun yoldan gelecek sevgili gibi beklerdim. Yine sosyal medyada ve taraftar sitelerinde bir dünya yorum yazar, tartışmalara girerdim. Karşı takımın taraftarlarına üstünlük ispatlama çabasında bulunurdum. Peki sonuç? Koca bir hiç! Ben yine cebimde 3 kuruş ile yırtınırken adamlar milyon dolarlarla oynayıp senin sevgini, ilgini, desteğini, çabanı hak etmeyecek şekilde davranıyor ve kararlar alıyor. Yöneticiler desen zaten milyon hatta milyar dolarla oynayıp, “taraftarımızın dediği olur” diye senin sevgini kazanıp, sana gazı verip, sonra kafasına göre hareket ediyor. Bu bütün takımlarda gördüğüm şeydir.

Siyaset ve Futboldan Uzaklaşarak Mutluluğu BulmakSiyaset ve futbolla en fazla ilgilendiğim dönemde arka arkaya yaşanan hayal kırıklıkları, verilen çabanın, özverinin, ilginin, vaktin neticesinde kazanılan hiç bir şey olmadığını görüyorsun. Yanlış anlaşılmasın, giderim oyumu atarım ve şu anda bunu yazarken tuttuğum takımın forması üstümde. Fakat bizler ay sonunu nasıl getireceğiz diye düşünenler, vakitlerimizi ailelerimize çok daha iyi şartlar nasıl sunabilir diye düşünüp çabalayacağımıza, varsa sitelerimizle ilgileneceğimize ve vakit ayıracağımıza, değiştiremeyeceğimiz ve kontrolü bizde olmayan şeyler için hayatlarımızı harcıyoruz. Boşuna demiyorlar “politika yalanın diğer anlamıdır” ve “futbol kitlelerin afyonudur” diye.

Netice olarak ikisini de bırakmadım fakat ciddi oranda uzaklaştım. Desteklediğim siyasi partiyle alakalı olumsuz yada gıcık olduğum siyasi parti ile ilgili olumlu bir gelişme olunca artık üzülmüyor ve sinirlenmiyorum. Zaten ikisinden biri muhakka yaşanır, bu da sürekli mutsuz olmaya neden olur. Tuttuğum takımda sevdiğim biri gönderilince, takım yenilince, ceza alınca veya rakip takım çok iyi gidince artık mutsuz yada sinirli olmuyorum. Bu ihtimaller arasında da muhakkak biri yaşanır ve mutsuzluk daim olur. Çok nadiren herşey olumlu gider, o da kısa sürer.

Dolayısıyla hayat kısa gençler. Sallayın kontrolü elinizde olmayan şeyler için çaba göstermeyi. Elbette boş adam olmayın, bir görüşünüz, bir inancınız, desteklediğiniz bir şeyler olsun. Fakat bu uğurda asıl çaba göstermeniz gereken şeyleri ikinci plana atmayın. Öncelikleriniz kendi hayatınız ve eşiniz, dostunuz, akrabalarınız 😉

Bilinmeyen Bilişim Kitabı