Firmaların 6 Meşhur İşe Alım Kriteri ve Nedenleri

Bilinmeyen Bilişim Kitabı

İş ilanlarına baktığımızda çoğunda kopyala/yapıştır yapılmış gibi aynı kriterleri görürüz. Öyle ki bu kriterler sanki bir iş ilanının olmazsa olmazı, elemanın sahip olmaması düşünülemez miş gibi yazılı olmayan kriterleri gibidir.

Pek tabi iş ilanlarında firmaların koyduğu bu kriterlerin hepsinin bir nedeni vardır. Şimdi bu kriterlere ve bu kriterlerin nedenlerine bir göz fırlatalım…

En Az 2 Yıllık Deneyim

Bu kriteri hepimiz çok saçma buluruz. Bir şirket eleman ararken, aradığı vasıflara sahip elemanın en az 2 yıl o işte çalışmış olması gerektiği kriterini getirir. Fakat herkes bu kriteri belirttiği için iş dünyasına yeni atılan kişilerin hiç bir zaman deneyim sahibi olamama durumu söz konusudur.

Firmaların bu kriteri koymalarındaki başlıca neden, işe yeni başlayan bir kişinin işi öğrenme süreci ile vakit kaybetmemesidir. Zira bir günde bir çalışan için, bütün giderler düşünüldüğünde 50-100 TL civarı bir gider ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu giderden en kısa sürede verimlilik almak istenilir. Bunun yanı sıra alacakları elemanın, başka iş yerlerinde edindiği tecrübeler ile firmaya ekstra katkı sağlamasını umut eder.

Bu kritere çok takılmamak gereklidir. Zira firmaların çoğu bu kriteri olmazsa olmaz şeklinde değil, tercih sebebi olarak görmektedir, hatta herkes 2 yıllık deneyim aradığı için görmek zorundadır. Aksi halde sunduğu imkanları iyileştirmek yani almayı düşündüğü eleman için çok daha fazla parayı gözden çıkarmak zorunda kalır.

yüzlerce başvuruBu kriterde çok fazla karşımıza çıkan bir kriterdir. Zira ülkemizde üniversiteden mezun olmak çokta büyük bir mesele değildir. Üniversite sınavından liseye kadar aldığı eğitimi azda olsa hakkını vermiş kişilerin üniversiteye girecek bir puan alması zor değil. Meslek lisesinden mezun ise kendi alanı ile ilgili üniversiteye girmesi çok daha kolay. Bu nedenle ortalık üniversite mezunu dolu.

Kabul edilmesi gereken bir gerçek var, üniversite eğitimi sadece yapılacak işe dair bilgi değil hayata bakış açısı olarak da çok şey katmaktadır. Her şeyden ziyade üniversite mezunu olmak kişilere bir ciddiyet ve kariyer hedefi kazandırmaktadır. Dolayısıyla firmalar her anlamda üniversite mezunlarını ön planda tutmaktadır.

Tüm bunların yanı sıra firmalar eleman ihtiyacı duydukları iş pozisyonu için eleman aradıklarında almaktadır. Bu başvuranlar ile tek tek görüşme imkanına sahip olmadıkları için başvuruları elemeleri gerekir. İlk eleme kriteri olarak da en kolay eleme yöntemi olan eğitim durumu yolunu tercih ederler.

Bu kriteri dikkate almak daha çok yapılacak olan iş ile alakalıdır. Eğer yapılacak olan iş için gerekli olan bütün vasıflara sahip iseniz ilana başvurmaktan çekinmeyin. O işi yapabileceğinizi ispatlayan unsurları ön plana çıkarın.

30 Yaşını Aşmamış

En sık görülen kriterlerden biri de yaş kriteridir. Firmalar 30 yaşını geçmemiş kişileri aradıklarını belirtirler. Fakat günümüz şartlarında üniversiteden mezun olma yaşı 24 civarı iken geriye 25-30 yaş arası kişiler kalmaktadır. E bi de 2 yıllık deneyim kriteri eklenince geriye 27-30 yaş arasındaki kişiler ideal kişiler olarak öne çıkıyor.

Bu kriterin nedeni 30 yaşını aşmayan gençlerin daha dinamik, öğrenmeye ve kendisini geliştirmeye daha yatkın, iş hayatında yeni oldukları ve giderleri 30 yaşını aşmış, evli barklı kişilere nazaran daha az olup, düşük maaşı daha fazla kabul etme potansiyeline sahip olmalarından ileri gelmektedir. Bu kriter daha çok görselliğinde içinde bulunduğu işlerde bir öneme sahiptir. Örneğin giyim mağazalarında satış görevlisi arkadaşların genç bayanlar olması, dolayısıyla göze hitap etmesi firmaların bir satış stratejisidir.

Bu kriter “en az 2 yıllık deneyim” kriterine nazaran daha fazla öneme sahip olsa da unutulmamalıdır ki, iş dünyasında çok okuyan değil çok gören bilir. Teori ile pratik çoğu zaman birbirini tutmaz. Dolayısıyla sizin pratiğiniz var ise yani yapılacak olan işi uygulamada iyi iseniz kaç yaşında olduğunuz fark etmez. Tecrübelerinizi gözardı edip, sırf yaşınız 30’u aştığı için sizi kabul etmeyecek takıntıya sahip firmalarda zaten kaybetmeye mahkumdur.

Yada Tecilli

Bu kriter hemen hemen bütün iş ilanlarında görülür. İş arayanların en çok sıkıntısını çektiği ve maalesef son derece mantıklı olan bir kriterdir.

Çünkü firmalar doğal olarak yeni aldıkları eleman tecrübeli olsa da olmasa da bir alışma sürecine razı olurlar. Bu alışma süreci dolaylı yoldan firmalar için bir kayıptır. Dolayısıyla yeni aldıkları eleman tam işi öğrenmişken, o kayıp sürecini atlatıp işe adapte olmuşken, firmanın işlerinde önemli bir konuma gelmişken, o elemanın firmadan ayrılmasını, akabinde tekrar eleman arayıp aynı kayıp sürecini yaşamayı istemez. Bu nedenle bir kaç ay sonra gideceği kesin olan elemanı da almayı tercih etmezler.

Bu kriterin sıkıntısını yaşamak istemeyenler, ya okuldan mezun olur olmaz, iş hayatına atılmadan askere gidip, askerliği yapıp, döndükten sonra iş aramaya başlamalı yada yaygın olarak “bir gün belki bedelli çıkar, ondan yararlanırım” düşüncesiyle askerliği tecil ettirme beklentisi içine girmelidir. Zaten firmalar “askerliğini tamamlamış” kriterinin yanına “en az 2 yıl tecilli” seçeneği koyduğu için askere gitmemiş olanlara da açık kapı bırakmaktadır.

İngilizce bilen kişiDaha ilkokul sıralarında İngilizce öğretilmeye başlanıyor olması herhalde üniversiteyi bitiren herkesin bir İngiliz gibi İngilizce bilgisine sahip olduğunu düşündürüyor olsa gerek. Lakin maalesef ülkemizde ciddi oranda bir yabancı dil eksikliği var. Buradan da rahatlıkla görülebilmektedir ki, bir şeyin eğitimine ne kadar erken başlandığından çok, eğitim verilen şeyin ne kadar iyi öğretildiği önemlidir. Bizim ülkemizde de adam gibi bir eğitim verilmediğinden, sayısı çok fazla değil. Hatta uluslararası yapılan bir araştırmaya göre anadilinde okuduğunu anlama ve yazma becerisi olarak dahi ülkemiz 40 küsür sırada, yabancı dile ne hacet…

Her ne kadar yapılacak iş için İngilizce çokta önemli olmasa bile firmalar “İngilizce bilen” kriterini koyarlar. Neticede internet vesilesi ile daha global bir dünyada yaşamaktayız. Bir şirket içinde önemli unsurlardan biri bilgi, bilginin kaynağı internet, internette de en çok bulunan kaynaklar İngilizcedir. Dolayısıyla firma sahipleri yapılacak işe dair bilgi almakta sorun yaşamaması için İngilizce bilen kişi tercihinde bulunurlar.

Bu kriteri yapılacak işin büyüklüğünü, işi yapmak için İngilizcenin gereklilik boyutunu düşünerek başvurup başvurmamak konusunda karar vermekte fayda var.

Prezantabl Olmak ve Diğerleri

Bu kriteri görünce önünü ilikleyesin gelir. Dışarıdan bakıldığında çok elit bir kriter olarak görürsün. Lakin sözlük anlamı “derli toplu, düzenli” olmaktan başka bir şey değildir. Kısacası firmalar “öküz olmayan, insan olan. Hal, hareket, davranış, giyim ve kuşamına dikkat eden, kendisine bakan” kişileri tercih ederler. Bunda bir sıkıntı yoktur ve çokta dikkate değer olmayan bir kriterdir. Zira kimse bu kriteri gördüğünde “yok ya, ben öküzün tekiyim, bu kriter bana uymuyor” demez. O nedenle laf olsun diye konulmuş bir kriterdir.

Bu laf olsun diye koyulan prezantabl kriterinin yanı sıra “yoğun çalışma temposuna uyum sağlayacak“, “iş yerindeki diğer kişiler ile uyum içinde çalışacak“, “yaratıcı ve yenilikçi olacak“, “verilen işin sorumluluğunu alacak“, “pratik çözümler üretecek“, “iş etiğine uygun hareket edecek“, vesaire gibi ölçümlenemeyen, ispatlanamayan, dolayısıyla laf olsun kriterlerde ziyadesiyle yaygındır.

Aslında bu kriterlere laf olsun diye koyulan kriterler olmaktan ziyade iş verenin içini rahatlatma kriteri de diyebiliriz. Yani bu kriterleri, iş görüşmesinde eleman adayını kabul edilmemesi yada işe aldıktan kısa süre sonra elemanı çıkartılması durumunda “eeee, biz ilanda prezantabl dedik ama prezantabl değilmiş” şeklinde bir iç rahatlatma psikolojisi olarak bakabiliriz.

SONUÇ

Burada hemen hemen bütün ilanlarda yazılı olmayan bir kuralmış gibi belirtilen kriterlere yer verdik. Elbette yapılacak olan işe göre belirtilen kriterler bunlardan çok daha fazla ve farklılıklar gösterebiliyor.

Her şeyden ziyade unutulmaması gereken şey bu kriterlerin bu kadar çeşitli olmasındaki başlıca neden firmaların kendileri için ideal çalışanı bulmasından geçmektedir. Ülkemiz nüfus yoğunluğu ve iş gücü itibari ile avantajlı konumda olanlar elemanlar değil, eleman arayanlardır. Yayınlanan bir iş ilanına göre yüzlerce başvuru alma imkanına sahiptirler ve çok rahat sundukları şartlara “işine gelirse” cevabı verebilirler.

Sizin elinizin güçlü olması da tamamen piyasada sizin vasıflarınıza sahip kişilerin az olmasına bağlıdır. Eğer firmanın ihtiyaç duyduğu kriterlerde eleman bulmak zor ise bu sefer oyunun kurallarını siz belirler, şartları siz sunar ve bu şartlarınızın kabul edilmemesi durumunda “işine gelirse” cevabını veren siz olursunuz. Buda vasıflarınızı olabildiğince genişletmek, bilginizi, tecrübenizi ve eğitiminizi arttırmak anlamına gelmektedir.

Bilinmeyen Bilişim Kitabı