Çalışmanın Dışında Yapılması Gereken 8 Unsur

Çalışmanın Dışında Yapılması Gereken 8 Unsur
Bilinmeyen Bilişim Kitabı

Proje yaparken, çalışırken yada yapılması gereken herhangi uzun soluklu bir işte hemen hemen herkesin sorunu işi yapmaktan zevk alarak, etkili bir şekilde çalışarak işi zamanında yetiştirmektir. Bir türlü o işi yapmaktan zevk almaz ve belirlenen sürede yapamayız, gün sonunda dönüp baktığımızda kayda değer hiç bir şey yapamamış olduğumuzu görürüz. 

Ben bu duruma “yapılacak işin çok olup, hiç bir şey yapamamanın ironisi” derim =) Peki neden yapmamız gereken şeyleri yapamıyoruz? Bu sorunun üstesinden nasıl gelebiliriz? Nasıl daha etkili bir şekilde çalışabiliriz? Hangi yollar ile yapmamız gereken işleri zamanında bitirebiliriz, beraber göz fırlatalım…

Bir İş Planınız Olsun

Bir iş için etkili çalışmak ve zamanında bitirmek için önünüzdeki en büyük engel bir planınızın olmamasıdır. İşin başına geçtiğinizde “şimdi nereden başlayayım, ilk olarak ne yapayım” diye düşünüyorsanız bu ciddi bir sorundur.

Bir iş için ilk olarak yapılması gereken şey  oluşturmaktır. Bu nedenle işin başlangıcından bitimine kadar öncelikle yapmanız gerekenlere karar vermeli, işi günlük ve saatlik bölümlere ayırmalısınız. İşin başına oturduğunuzda neyi, ne kadar sürede yapmanız gerektiğini bilmelisiniz.

Ayrıca iş planı oluşturmaya dair bu makalemize göz atılması faydalı olacaktır: İş Planı Oluşturmanın 6 Yolu

Uykuya Dikkat

yatağın ters tarafıYapılacak uzun soluklu bir iş için dinlenmiş olmak önemli bir unsurdur. Bir yetişkinin ortalama uyuma süresi 6-8 saat arasıdır. Dolayısıyla 6 saatten az uyunması yapılacak işin etkili ve verimli şekilde gerçekleştirilmesine engeldir.

Aynı şekilde her şeyin fazlasının zararlı olduğunu da düşünecek olursak 8 saatten fazla uyumakta kendinizi toparlamanızı zorlaştırır. Bu nedenle 6-8 saat arasında uyuyacak şekilde uykunuzu ayarlamaya çalışın.

Uyku ile alakalı bir diğer önemli unsur ise güne erken başlamak ve günün nimetlerinden yararlanmaktır. Belki biz yazılımcılar için gece çalışmak çok daha verimli görünse de, ihtiyacımız olan hayatın diğer unsurlarından faydalanmak için günü kaçırmamak gereklidir.

Güne İyi Başlamak Şart

Gün içerisinde aksi davranışlar sergileyen birini gördüğünüzde klasik olarak “yatağın ters tarafından kalkmış belli ki…” sözünü duymuşsunuzdur. Çocukken “ulan neresi acaba… Oradan kalkmayayım da günüm kötü geçmesin” diye düşünürdüm =) Fakat yetişkin olunca bunun o anlama gelmediğini de öğreniyor insan.

Güne nasıl başlarsanız bütün gün öyle geçer. Sinirli başlamanız durumunda, günün sonraki saatlerinde karşınıza çıkan iyi şeylerden mutlu olmaz, kötü şeylerden ekstra mutsuz ve sinirli olursunuz. İyi başlamanız durumunda da bu tam tersidir. Bu nedenle güne kötü başlamanıza neden olabilecek olumsuz şeylere karşı çok daha fazla toleranslı olun. Hiç bir şeyin moralinizi bozmasına izin vermeyin.

Düzenli Ortamda Çalışın

Okuduğum bir kitapta işlerini bitirmekte zorluk çeken ve bundan şikayetçi olan birisinin psikologa gidip bu sıkıntısını aktardığını, psikologun da düzenli bir ortamda çalışması gerektiğini söylediğini, bunun neticesinde çalışma ortamını düzenledikten sonra sorununun ortadan kalktığını okumuştum.

Bu gerçekten de çok önemli bir unsur. Zira çoğumuz bunun ne kadar önemli olduğunu fark etmeyiz fakat normalde gözümüzün önünde duran ve bizi rahatsız etmediğini düşündüğümüz şeyler, işe konsantre olmamız konusunda bizi farkında olmadan etkiler. Yani ortam karışıklığı kafa karışıklığına neden olur. Bu nedenle çalışma ortamınız olabildiğince düzenli ve yalın olmalı.

Spor Yapın

Sürekli “spor sağlıklı yaşam için gereklidir, spor yapmalıyız” denilir fakat bunun çalışma üzerindeki etkilerinden çok bahsedilmez. Çoğu zamanda “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözünü öylesine söylenmiş bir laf gibi idrak eder ve anlamını düşünmeyiz.

Halbuki sporun çalışma üzerinde çok ciddi etkileri vardır. Spor yaparak kolay yorulmayan, enerjik bir vücuda sahip olursunuz. Buda sizin bir iş yaptığınızda kısa sürede yorulmanıza engel olarak, uzun süre yorulmadan, mola verme ihtiyacı duymadan çalışmanızı sağlar. Bu nedenle haftada en az 2 gününüzün 1’er saatini spora ayırın. İdeal günlerde pazar ve çarşamba günleri olabilir.

Sosyal EtkinlikSosyal etkinlik deyince aklınıza sözde sosyal özünde asosyal medyada yapılacak olan şeyler gelmesin. Sizin facebook, twitter ‘da yaptıklarınız sosyallik sanal sosyalliktir. Sanal da “gerçek olmayan” anlamına geldiği için facebook, twitter yada diğer platformlarda gerçekte sosyalleşmiyorsunuz.

Bizler robot değil, insanız. Bu nedenle insana insan gerek ve sürekli kafamızı bir ekrana gömerek bir hayat geçmez. Paylaş butonuna basarak, sanal dünyadan, sanal paylaşımlar ve duygular değil, gerçek duygular ve paylaşımlar paylaşmalıyız.

Aileniz, arkadaşlarınız, sevdikleriniz ile vakit geçirin. Bir kafeye, sinemaya, yemeğe, yürüyüşe gidin. Hiç biri olmadı oturun evde karşılıklı, 1-2 saat dahi olsa elinize telefon almadan sohbet edin. Bir gün gelip “keşke daha fazla seninle vakit geçirseydim” diyeceğiniz ve geri dönüşü olmayan pişmanlıklar yaşamayın.

Emin olun sevdiklerinizle beraber yapacağınız sosyal etkinlikler hayatınızdaki en güzel anlardır. Geriye dönüp baktığınızda facebook ‘ta yaptığınız paylaşımlardan, yorumlardan, beğenilerden çok bu sosyal etkinlikleri aklınıza getirdiğinizde mutlu olursunuz.

Hepsinden ziyade yaşam enerjisi dolarsınız. Bu sayede çok daha verimli bir şekilde çalışır ve yaşarsınız.

Kendinizi Ödüllendirin

Hayatta yaptığımız her şey bir nedene sahiptir. “Neden işe gideriz? için.“, “Neden okula gideriz? Kendimizi geliştirmek ve için.” gibi yaptığımız her şeyi bir neden için yaparız. Fakat bazılarımızın çok çalışmak için para kazanmak nedeni, bazılarımızın da çok okumak için kendini geliştirmek ve iyi bir mesleğe sahip olmak nedeni yeterli gelmez. Bu yüzden çok çalışmak, okumak yada diğer yapılması gereken şeyler için ekstra nedenler yaratmak sizin elinizdedir.

Örneğin çok istediğiniz bir şeyi almak, yapmak için kendinize yapmanız gereken bir işi yapmanız durumunda alma ve yapma şartı koşabilirsiniz. Bu şekilde kendinizi ödüllendirerek yapmanız gereken işi yapmak için ekstra motive olursunuz.

Kendinizin Otoritesi Olun

Kendinizi Ödüllendirin” maddesiyle çok yakından alakalı olarak kendinizin otoritesi olmaya da değinmek gereklidir. Kendinizin otoritesi olmaz iseniz kendinizi ödüllendirme maddesini uygulamak çok zordur. Çünkü yapmak yada almak istediğiniz bir şeyi, yapmanız gereken işi yapmamanız durumunda da yapabilir ve alabilirsiniz. Dolayısıyla kendinizi ödüllendirme maddesi işe yaramaz.

Kabul edelim biz insanoğlu elde etmek istediğimiz bir şeyi çaba göstermeden elde etmek isteriz. Çalışmadan maaş almak, okumadan sınıf geçmek yada yüksek diploma notuna sahip olmayı arzularız. Fakat böyle bir dünya yoktur. Bu yüzden her daim bir otoriteye ihtiyaç duyarız. Başımızda duran ve çalışmaz isek bizi para kazanmaktan mahrum bırakacak bir patron yada yönetici, okumaz isek bize iyi not vermeyecek bir öğretmen vardır. Dolayısıyla kazanacağımız şeyden çok kaybedeceklerimizi düşünerek yapmamız gereken bir şeyi yaparız.

Bu noktada bir otoriteye ihtiyaç duymayın. Kendi otoriteniz kendiniz olun. Sadece patron yada yönetici sizi işten atmasın, öğretmen düşük not vermesin diye değil, görev bilinciyle, için bir şeyler yapmak isteyin. Patron, yönetici yada öğretmenin görüp görmemesini değil, kendiniz kendinizi görerek hareket edin.

SONUÇ

Hayatımıza katacağımız küçük değişikliklerin başarılı olmak ve yapmamız gerekenleri yapmak konusunda çoğu zaman yaratacağı büyük etkilerin farkında dahi olmayız. Üstelik bu küçük değişiklikler yapılması zor olmayan hatta kimi zaman zevkli olan değişikliklerdir. Denemeden de çoğu zaman bu değişiklikleri uygulayabileceğimizin farkında olmayız.

Başarıyı bir sevgili, çalışmayı da o sevgiliye ulaşmak için yürünen yol olarak görün. Ne kadar çok ve hızlı yürürseniz, o kadar çabuk sevgiliye ulaşırsınız 😉

Bilinmeyen Bilişim Kitabı